|
İÇİNDEKİLER
EDEBİYAT TARİHİ
Edebiyat Tarihi’nin Yardımcıları
Edebiyat Tarihi’nde Yöntem
M. FUAD KÖPRÜLÜ VE TÜRK EDEBİYATI TARİHİ
M. Fuad Köprülü’nün Hayatı
Türk Edebiyatı Tarihi
AGÂH SIRRI LEVEND VE TÜRK EDEBİYATI TARİHİ
Agâh Sırrı Levend’in Hayatı
Türk Edebiyatı Tarihi
M. NİHAT ÖZÖN VE SON ASIR TÜRK EDEBİYATI TARİHİ
M. Nihat Özön’ün hayatı
Son Asır Türk Edebiyatı Tarihi
A. HAMDİ TANPINAR VE 19. ASIR TÜRK EDEBİYATI TARİHİ
A. Hamdi Tanpınar’ın Hayatı..
Ondokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi
VASFİ MAHİR KOCATÜRK VE TÜRK EDEBİYATI TARİHİ
Vasfi Mahir Kocatürk’ün Hayatı
Türk Edebiyatı Tarihi
NİHAD SÂMÎ BANARLI VE RESİMLİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ
Nihad Sâmî Banarlı’nın Hayatı
Resimli Türk Edebiyatı Tarihi
AHMET KABAKLI VE TÜRK EDEBİYATI
Ahmet Kabaklı’nın Hayatı
Türk Edebiyatı
BİBLİYOGRAFYA
EDEBİYAT TARİHİ
Edebiyat tarihi, bir ulusun çağlar boyunca meydana getirdiği ebebî
eserleri inceleyerek, düşünceler ve duyguda izlediği yolu, geçirdiği evreleri bize
tanıtır. Bu bakımdan uygarlık tarihinin önemli bir koludur.
Edebiyat tarihinin dayanağı, edebi eserlerle yaratıcı kişilerdir.
Edebi eserler, bütün düşünce ve satan ürünleri gibi, toplumun hayatıyla ilgili
olduğu ve ulusal kültürün izlerini taşıdığı için, hem sanat eseri, hem de
yazıldıkları zamanı canlandıran birer belge olarak ele alınır. Yaratıcılarda,
yaşadıkları çağın koşulları ve yetiştikleri çevrenin özellikleri göz önünde
tutularak incelenir. Böylece, o ulusun devirden devire uğradığı değişme ve
gelişmeler izlenerek manevi varlığı belirtilmiş olur.
“Manevi Varlık” deyimini bütün genişliği ile almak gerekir.
Edebiyat tarihi bir kültür tarihi olmamakla birlikte, din, felsefe, ahlak, sanat
tarihlerinin konularını da kucaklayacak genişliktedir. Bunlar belirli ölçüde
edebiyat tarihinde yer alır.
Bundan başka, din, felsefe, ahlak tarihlerinin değindiği eserlerin
çoğu, biçim ve deyiş bakımından zamanına göre birer edebi eserdir. Edebiyat
tarihçisini hem düşünce, hem de sanat yönünden ilgilendirir.
Bugün gittikçe zenginleşen kültür dünyasında edebiyatın ufku
genişlemiş, Edebiyat tarihi de ağır görevler yüklenmiştir. Çağdaş edebiyat
tarihçisi, şairleri “unutulmaktan kurtarmak” ya da eski zevkleri hikâye etmek için
eserini yazmıyor. Sadece bilgi vermeyi de yeterli bulmuyor; incelemek, araştırmak,
terimlere inmek, insanlığın gidişini, tarihini, yazdığı ulusun dünya
anlayışını kavrayıcı bir genişlikte yansıtmak istiyor. Edebiyat tarihi bunu
başarabildiği oranda görevini yapmış sayılır.
Edebi eser deyince uyandırdığı estetik duygularla, okuyanları
hoşlandıran, ruha ve zekaya seslenen sanat eseri anlaşılır. Gerçekte, öğretim
amacıyla yazılmamış olması ve sanat kaygısını taşıması, ebedi eserin başlıca
niteliğidir. Bununla birlikte, ebedi eser deyimi, Edebiyat tarihi çerçevesi içinde
daha geniş anlamda kabul etmek gerekir. Bir divan, bir hamse, bir münşeat mecmuası
gibi, bir tezkire, bir tarih, hatta bir tasavvuf ve bir kimya kitabı da, edebiyat
tarihçisinin çalışma kadrosu içine girer. Çünkü bunların bir bölümü sanat
kaygısıyla kaleme alınmıştır; yazıldıkları zamanın düşüncelerini ve
duygularını olduğu gibi yansıtır. Öğretim amacıyla yazılmış olanlar da, belirli
konular üzerinde çağının inanışını ve anlayışını belirtir. Ayrıca dil,
deyiş ve terim özeliklerini de taşır. Bu bakımdan bütün düşünce ürünlerini bu
kadroya almak doğru olur.
Edebi eserler bizi ister istemez yazarlarını tanıtmaya, bunun
içinde araştırmalar yapmaya götürecektir. Edebiyat tarihi çalışmalarının
ağırlık merkezi de bu araştırmalardır. Hiçbir yazarı, yalnız eserlerini okumakla
anlayamayız. Her yazar kendi çağının adamıdır. Doğup büyüdüğü ailenin,
yetiştiği çevrenin, ilişki kurduğu kimselerin, onun kişiliği üzerinde büyük
etkisi vardır. Ayrıca, yazarın fizik yapısını, karakterini öğrenimini, mesleğini,
ideolojisini, yaşayışını da göz önünde bulundurmak gerekir. Bunun içindir ki
yazarları, kişiliklerini meydana getiren bu etkenleri araştırarak, eserlerini
sırasıyla inceleyip onları hangi koşullar ve ne gibi duygular içinde yazdığını
anlamaya çalışarak, geçirdiği ruh bunalımlarıyla düşünce ve sanat eğilimlerini
izleyerek tanımak ve öylece tanıtmak gerekir.
Edebiyat Tarihinin Yardımcıları :
Bilimler, konularının yakınlığı oranında birbirini tamamlar.
Bilimler arasındaki bu sıkı ilişki, günden güne artmaktadır. Her bilim, konusu ve
sınırları genişledikçe, o zamana dek muhtaç olmadığı bilim kollarına
başvurmakta, onların verilerinden yararlanmaktadır.
Edebiyat tarihi çalışmalarında, türlü bilim ve bilgi dallarının
yardımı vardır. Bunlardan kimisi temel hizmeti görür. Öyle ki bu temel olmadıkça
Edebiyat tarihinin çatısı kurulamaz. Tarih bunlardan biridir. Kimisi de Edebiyat
tarihine belge hazırlar: Biyografya, Bibliyografya gibi. Kimisi ise yol gösterir:
Filoloji, Toplum Bilim, Ruhbilim ve Estetik gibi.
Yalnız sonuçlarından yararlanacağımız bilimler de vardır.
Örneğin, Tıbbın Edebiyat tarihiyle ilgisi yok gibi görünür. Oysa Tıp tarihinin
elde ettiği gereçlerle vardığı sonuçlar, Edebiyat tarihçisinin çok işine yarar;
onu ikinci plandaki işlerle uğraşmak zahmetinden kurtarır.
Edebiyat Tarihinde Yöntem :
Edebiyat tarihi çalışmalarında izlenecek başlıca yöntem,
belgelere dayanan ve objektif kalmayı gerektiren “tarihsel eleştiri” dir. Bunun
içindir ki, Edebiyat tarihçisi elinden geldiğince tarafsız kalmaya çalışacaktır.
Zevk ve heyecan ürünü olan sanat eserleri karşısında, Edebiyat tarihçisinin
tarafsız kalabilmesi hayli güçtür.
Bununla birlikte o :
- Yargılarını, birçok örnekleri karşılaştırarak elde edeceği kanıtlara göre
verecek, kanıtlara dayanmayan yargılardan kaçınacaktır.
- Kendi zevkini ve düşüncelerini gerçek birer ölçü olarak kullanmayacaktır.
- Daha önce verilmiş yargılara bağlanıp kalmayacak, ama bunları dikkatle okuyacak,
kendi yargılarını başkalarının yargılarıyla karşılaştırıp denetleyecektir.
- İvedilikle varılmış yargılar insanı vakitsiz ve yersiz “sentez” e
götüreceğinden, bundan kaçınacaktır.
- Geçmişteki eserler için tarihsel zevkini kullanacak, yani eserleri yazıldıkları
devrin sanat ölçüsüyle yargılayacak kendi devrinin değer ölçüsünü
kullanmayacaktır.
Edebiyat tarihi çalışmalarında, uzun süren bir
hazırlığa ihtiyaç vardır. Önce bir çalışma planı yapmak ve bibliyografya
“repertuar” ı, meydana getirmek gerekir. Bu “repertuar” Edebiyat tarihi
çalışmalarında varılan durağı belirtecek, işe nereden başlamak ve ne yapmak
gerektiğini gösterecektir. Bu hazırlık şöyle sıralanabilir :
- Türk edebiyatı tarihinin kaynağı olan eski tezkirelerle, biyografya ile ilgili
türlü eserleri saptamak, bunları birer birer tarayıp yazarları ve eserleri ayrı
ayrı fişlemek.
- Bibliyografya hizmetini görecek olan yerli kitaplıkların kataloglarıyla, yabancı
kitaplıklardaki Doğu yazmaları kataloglarını incelemek, bunlarda kayıtlı bulunan
belli başlı eserleri tarayıp fişlere geçirmek.
- Yabancı kitaplıklarda bulunan tek nüshaların mikrofilmlerini ya da
tıpkıbasımlarını elde etmek.
- Gözden geçirilecek eserleri tarih sırasına göre ayırmak.
- Türk edebiyatı tarihinin başlıca sorunlarına ve tanınmış yazarlarla belli
başlı eserlere değin bizdeki monografyaları ve yabancı Türkologlar tarafından
yapılan inceleme ve araştırmaları saptayıp elde etmek.
- Türk edebiyatı tarihi adı altında meydana getirilmiş olan yerli ve yabancı
eserlerle, Edebiyat tarihimizle ilgili yazıları toplamak, böylece şimdiye dek bu
konuda yazılmış eserlerin bir “envanter” ini meydana getirmek.
- Türk kültürüne kaynak hizmeti gören Arapça ve Farsça önemli eserlerle, Türk
yazarları tarafından Arapça ve Farsça yazılmış olan eserleri saptamak.
Ancak bu hazırlıklar tamamlandıktan sonradır ki Edebiyat tarihine
başlanabilir. Bu çalışmalar sonucuna meydana getirilecek bir Türk edebiyatı tarihi,
yine eksiksiz ve kusursuz olamayacaktır.
Kaynaklardan zamanımıza dek yüzyıllar boyunca süren Edebiyat
tarihimizi belli devirlere ayırmak zorundayız. Bu ayırma, elbet keyfe göre olamaz.
Tarihsel büyük olayları esas olarak almaktan daha doğru bir yol görünmüyor.
Türk tarihinde esaslı iki dönüm noktası vardır. Bunlar, Türk
tarihinin akışını değiştirmiş ve yine devirlerin başlangıcı olmuştur. Bu
dönüm noktalarından biri İslâm dininin kabulü, öteki de Batı’ya dönüş
hareketidir. Birincisinde Türkler, yeni dinin birleştirici erki içinde, Doğu
uygarlığı dediğimiz İslâm uygarlığının kurulup gelişmesinde başlıca etken
almışlardır. İkincisinde ise, Batı uygarlığını siyasal, sosyal, kültürel ve
ekonomik bir çok olayların baskısı altında benimsemeye koyulmuşlar ve çok çetin
güçlüklerle karşılaşmışlardır. İşte Türk Edebiyatı Tarihini bu dönüm
noktalarına göre devirlere ayırıyoruz.
- İslâmlığın kabulüne dek Türk Edebiyatı,
- İslâm uygarlığı etkisi altında gelişen Türk Edebiyatı,
- Batı uygarlığı etkisi altında gelişen Türk Edebiyatı,
M. FUAD KÖPRÜLÜ VE TÜRK EDEBİYATI TARİHİ
Fuad Köprülü ‘nün Hayatı :
Türkiye’nin xx. Yüzyılda sosyal ilimler
sahasında yetiştirdiği en büyük ilim adamı olan Fuad Köprülü, 4 Aralık 1890
‘da İstanbul’da dünyaya geldi. Fuad Köprülü Tanzimat devri ileri gelenlerinden
Divan-ı Hümâyûn Beylikçisi Köprülüzâde Ârif Bey’in oğlu olan eski Bükreş
sefirlerinden Ahmed Ziya Bey’in torunudur.
Köprülüzâde Fuad, Mercan İdadisi’ni bitirdikten sonra bir süre
Mercan, Kabataş, Galatasaray ve İstanbul Liselerinde Türkçe ve Edebiyat
hocalıklarında bulunmuş, 1913 yılında ise Hâlid Ziya (Uşaklıgil)’ dan boşalan
İstanbul Dârülfünunu (üniversitesi) Türk Edebiyatı Tarihi müderris
(Profesör)’liğine getirildi. Bu güne kadar hiç kimseye nasip olmayan bir şekilde 23
yaşında profesör oldu.
Müderris olduktan sonra, kendini tamamiyle ilmi çalışmalarına
hasreden Köprülüzâde, Türk Edebiyatı Tarihinde Usûl (1913) adlı makalesiyle Türk
Edebiyatı Tarihinin ilmi bir görüşle nasıl yazılabileceğinin esaslarını ortaya
koymuş, 1926’da, 386 sayfalık kalın bir cilt halinde yayımlanan Türk Edebiyatı
Tarihi, Köprülüzâde’yi gerek içte gerek dışta Türkoloji sahasının en büyük
otoritesi haline getirmiştir. 76 yıllık ömrünün hemen 60 seneye yakın bir
zamanının devamlı olarak yazmakla geçiren F. Köprülü, arkasında 1500’ün
üzerinde kitap ve makale bırakmış.
Türk Edebiyatı Tarihi :
Profesör Fuad Köprülü’nün bundan 54 yıl önce yayımlanmış ve
uzun senelerden beri mevcudu tükenmiş olan Türk Edebiyatı Tarihi (İstanbul 1926),
sâhasında yeni bir çığır açmış, temel eserlerden biridir.
Köprülü, daha 1913’ de neşrettiği Türk Edebiyatı Tarihinde
Usûl (Bilgi mecmuası, I, İstanbul 1913, s. 3-52) adlı uzun makalesiyle Türk
Edebiyatı Tarihinin nasıl incelenmesi gerektiğini uzun uzadıya izah etmiş. O, bu
işin ancak Avrupa ilim ve metotlarının, bizim bünyemize uygun bir şekilde tatbikiyle
tahakkuk ettirilebileceğini kesin ve cerh edilemez bir şekilde ortaya koymuştur.
Köprülü kendi koyduğu usûle göre, Edebiyat Tarihimizi tedkike girişerek, daha
1920-21 ‘de iki fasikül halinde Türk Edebiyatı Tarihi’ni neşre başlamıştır.
Nihayet 1926’da bu eser 386 sayfalık büyük bir cilt halinde ilim âleminin gözleri
önüne serilmiştir.
Eser 13 bölümden meydana gelmektedir.
Birinci Bölümde;
- İslâmiyetten önceki Türk Tarihine umumi bir bakış
- İslâmiyetten önce Türk Medeniyeti
İkinci Bölümde;
- İslâmiyetten önceki Türk Lehçe ve Alfabesi
Üçüncü Bölümde;
Dördüncü Bölümde;
Beşinci Bölümde;
- İslâm Medeniyeti ve Türkler
Altıncı Bölümde;
- İslâmi Edebiyata umumî bir bakış
Yedinci Bölümde;
- İslâmi Edebiyatta Tasavvuf Tesirleri
Sekizinci Bölümde;
- İslâmi Edebiyatta vezin ve şekil
Dokuzuncu Bölümde;
- İslâmi Türk Edebiyatının Başlangıcı
- Karahanlılar devrinde Türk Edebiyatı
Onuncu Bölümde;
- Selçuklular devrinde Türk Edebiyatı
Onbirinci Bölümde;
- Moğollar devrinde Türk Edebiyatı
Onikinci Bölümde;
- XIII. Yüzyılda Anadolu’da Türk Edebiyatı
Onüçüncü Bölümde;
- XIV. Asırda Çağatay Edebiyatı’nın inkişâfı ele alınmıştır.
AGÂH SIRRI LEVEND VE TÜRK
EDEBİYATI TARİHİ
Agâh Sırrı Levend ‘in Hayatı :
26 Ocak 1894’te Rodos’ta doğmuştur. İlk öğrenimini Edirne’
de yapmış; ilkokulu 1903’ te, Mülkiye Rüştiyesi’ni 1906 ‘da, Askeri
Rüştiye’yi 1909 ‘da bitirmiştir. Orta öğretimini ise 1913’ te Konya
İdadisi’nde tamamlamıştır.
1913 yılında idadi’yi bitiren Agâh Sırrı Levend, o yıl ilk kez
açılan bakalorya’yı kazanarak İstanbul Darûlfûnun’un Edebiyat Şubesine girer.
Bunun yanısıra Üsküdar’da özel bir okulda da öğretmenlik yapmaya başlar.
Levend’in yaşamında okulculuk ve öğretmenlik gibi dergicilik de
önemli bir yer tutar. 1927-1940 yılları arasında çeşitli dergiler çıkarır.
1940’ tan 1946’ya kadar Aydın milletvekili olarak görev yaptı.
1949 ‘dan başlayarak Levend, çok verimli bir döneme girmiş; bu
yıl TDK Yayınları arasında, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Safhaları adlı
yapıtını kitap olarak ortaya koymuştur. Ayrıca Mantıku’t-tayr (1955),
Gazâvât-nameler ve Nlihaloğlu Ali Bey’in Gazavat-namesi (1956), Türk Edebiyatında
Şehrengizler ve Şehr-ergizlerde İstanbul (1958) , Arap, Fars ve Türk Edebiyatlarında
Leylâ ve Mecnun Hikâyesi (1959), Tarih Boyunca Türk Dili (1961), Ümmet Çağı Türk
Edebiyatı (1962) adlı yapıtlarıyla ulusal kitaplığımızı zenginleştirmiştir.
Hüseyin Rahmi (1964), Ahmet Rasim (1965), Ali Şir Nevai (4 cilt,
1965-1968), Şemsettin Sâmî (1969), Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri (3.
Baskı, 1972) dil Üstüne (1973) gibi eserlerde yazarın yapıtları arasındadır.
Son yapıtı, Türk Tarih Kurumunca 1973’ te bastırılan Türk
Edebiyatı Tarihi’dir. 664 sayfalık bu yapıt, altı cilt olar tasarladığı Türk
Edebiyatı Tarihi’nin “Giriş” bölümü olan birinci cildidir.
Agâh Sırrı Levend, 1973-1978 yılları arasını hasta olarak
geçirdi. 28 Ekim 1978 yılında vefat etti.
Türk Edebiyatı Tarihi :
Agâh Sırrı Levend 6 cilt olarak tasarladığı “Türk Edebiyatı
Tarihi” adlı eserinin ancak bir cildini çıkarabilmiştir. Bu eser Türk Edebiyatı
Tarihine giriş niteliğindedir.
Bu giriş cildinin amacı, Türk Edebiyatı Tarihi’nin öteki
ciltlerini okuyacak olanlara gerekli önbilgileri sunmaktır. Yazar, edebiyatımız
üzerinde çalışmayı meslek edinen gençlerin genellikle edebiyat meraklılarının,
geçmişin kalıntıları olan eski eserlerimizi tanımada ki bilgileri, nerede ve hangi
kitaplığın hangi numarasında kayıtlı olduğunu zahmetsizce öğrenebilmeleri için
bu cildi hazırlamıştır.
Amaç bu olunca, giriş cildinin plânını ve bölümlerin ölçüsü
de buna göre hazırlanmış. Mesela, yazar, bu ciltteki “Arap ve Fars Edebiyatları”
bölümünün, Türk Edebiyatı üzerindeki etkileri dolayısıyla özet olarak
hazırlamış, Çünkü bu etkileri II. Ciltteki “İslâmi Edebiyat” bölümünde
genişçe göstermeyi planlamış. Yazarın amacı bir Arap ya da bir Fars Edebiyatı
yazmak olmadığı için, ancak belli başlı kişileri ve çok tanınmış eserleri
almakla yetinmiş.
Okurlar, bu ciltte Türk Edebiyatı Tarihi’ne başlamadan önce
gereken bilgileri bulacaklardır. Bu eser bir nevi katalog niteliğindedir.
Eser dört bölümden meydana gelmektedir.
Birinci Bölümde;
- Edebiyat Tarihimizin başlıca sorunları
İkinci Bölümde;
- Edebiyat Tarihçisi Gözüyle Edebi Eserlerimiz
Üçüncü Bölümde;
- Arap ve Fars Edebiyatları
- Arap Edebiyatına Toplu Bir Bakış
- Fars Edebiyatına Toplu Bir Bakış
Dördüncü Bölümde;
- Edebiyat Tarihimizin Başlıca Kaynakları
- Ümmet Çağı Edebiyatının Kaynakları
- Şakaiku’n Nu’maniyye, Çevirileri Ve Zeyilleri
- Mevki Sahiplerine Göre Hazırlanmış Eserler
- Osmanlı Tarihçileri Ve Tarihleri
- Osmanlı Tarihlerindeki Biyografyalar
- Hattatlar Ve Musiki Üstatları
- Enderun da Yetişenler
- İllerde Yetişenlerle İlgili Eser
- Türlü Biyografyalar
- Vefayatlar Ve Benzerleri
- Ansiklopediler Ve Ansiklopedi Niteliğindeki Eserler
- Edebiyat Tarihleri
- Türk Dili Ve Edebiyatıyla İlgili Toplu Eserler yer almaktadır.
MUSTAFA NİHAT ÖZÖN VE SON ASIR
TÜRK EDEBİYATI TARİHİ
Mustafa Nihat Özön ‘ün Hayatı :
1986’da İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğreniminden sonra
istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini bitirdi. Öğretmenlik mesleğine atıldı.
Ankara Atatürk Lisesi’nde, İstanbul Kız Öğretmen Okulu’nda edebiyat
öğretmenlikleri yaptı. 1933 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü’ne nakletti. Emekli
olduğu 1961 yılına kadar burada öğretmenlik yaptı. Yazdığı eserlerden bir kaçı
şunlardır: Metinlerle Muâsır Türk edebiyatı (1930), Türkçe’de
Roman (1936), Namık Kemal ve İbret Gazetesi (1938), Son Asır Türk
edebiyatı Tarihi (1941), Edebiyat ve Tenkit Sözlüğü (1954), Türk
Tiyatrosu Ansiklopedisi (1967).
Son Asır Türk Edebiyatı Tarihi :
Son asır Türk Edebiyatı Tarihi, yazarın ifadesiyle “bir asırlık
zaman içinde fikir hayatımızdaki değişiklikleri tarih sırasına göre örnekleriyle
göstermek isteğinden doğan bir eserdir.”
Son Asır Türk Edebiyatı Tarihi, Metinlerle Muasır Türk Edebiyatı
Tarihi esas tutularak ve 1930’dan 1940’a kadar elde edilen tecrübelere göre lüzumlu
görülen değişiklikler ve ilaveler yapılarak yazılmıştır. Aradan geçen on yıl
içinde edebi metinlerden bir haylisi yeniden basılmış olduğundan ve bir takım
monografilerle antolojiler aynı maksadı hâsıl edebileceğinden kitabın örnek
metinlerinden bir kısmı azaltılmıştır. Bibliyografi kısmı son yıllara kadar
işlenmiş bulunmaktadır. Bunlar, yalnız kitap ismi sıralamak ve bilhassa bu isimleri
ezberletmek için değil, herhangi bir muharririn yazdığı bir eserin fikri ve bediî
mahiyetini, bir devrin fikri hüviyet ve temayülünü, bir edebi nev’in tekamülünü
bir tablo mahiyetinde göstermek düşüncesiyle ilave olunmuştur.
Eser 10 kısımdan meydana gelmektedir. Her kısmın başında,
bahsedilen edebi nev’in zamanımıza kadar olan seyri ana hatlarıyla gösterilmiş ve
ondan sonra tafsilata ve şahsiyetlere geçilmiştir.
Birinci Kısımda; Nazım
- İlk nazım yenilikleri
- Bu devrin diğer şairleri
- Edebiyatı Cedide
- Millî edebiyat mücadelesi ve bugünkü nazım
İkinci Kısımda; Tiyatro
- Türkçede tiyatro ve tiyatro eserleri
- Tiyatroda ikinci devir
- 1908 ‘den sonra ve bugünkü tiyatro
- Manzum tiyatro
Üçüncü Kısımda; Roman
- İlk romanlar ve romancılar
- Tercümeler
- Edebiyatı Cedide romanı
- Edebiyatı Cedide zamanında başka romancılar
- Bugünkü roman
Dördüncü Kısımda; Tarih
- Vak’anûvisler
- 1908’ e kadar tarih
- 1908’ den sonra tarih
- Tarih kurumu ve bugünkü tarih
Beşinci Kısımda; Coğrafya ve Seyahat
Altıncı Kısımda; Edebiyat Tarihi ve Tenkit
Yedinci Kısımda; Mektup ve Hatırat
Sekizinci Kısımda; Felsefe
Dokuzuncu Kısımda; Hitabet ve Gazetecilik
Onuncu Kısımda; Dil Meselesi ele alınmış ve işlenmiştir.
AHMET HAMDİ TANPINAR VE 19. ASIR
TÜRK EDEBİYATI TARİHİ
Ahmet Hamdi Tanpınar ‘ın Hayatı :
Türk şairi ve yazarı olan Ahmet Hamdi Tanpınar, 1901 yılında
İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini değişik yerlerde yaptı. 1918 yılında
Antalya Lisesi’nden mezun oldu. Yüksek öğrenimini yapmak için aynı yıl
İstanbul’a gitti. İlk yıl Veteriner Yüksek Okulu’na girdi ve ertesi yıl Edebiyat
Fakültesi’nin Türk Edebiyatı Bölümüne devama başladı. Aynı zamanda Yahya
Kemal’ in de öğrencisi oldu. Fakülteyi bitirince (1923) Erzurum, Konya ve Ankara
Liselerinde edebiyat öğretmenliklerinde bulundu. 1939 ‘da İstanbul Edebiyat
Fakültesi’nde kurulan Yeni Türk Edebiyatı Kürsüsünün başına getirildi. 1942
‘de Maraş Milletvekilliğine şeçildi. 1946 ‘da Milli Eğitim Bakanlığı
Müfettişliği’ne atandı. Bu görevlerde iken 1962 yılında bir kalp krizi sonunda
öldü ve Rumeli Hisarı mezarlığında Yahya Kemal’ in yanına gömüldü.
Edebiyata şiirle giren Tanpınar’ın bu türdeki ilk denemesi
1920’ de yayınlandı. Mütareke devrinde yetişmiş şairler arasında yer alan
Tanpınar sayıları fazla olmayan şiirleri arasından seçtiklerini küçük bir kitap
halinde bastırdı. (Şiirler 1961)
Hikâye ve Romanlarında en ağır basan tema, karışık ve bulanık
psikolojik durumları ile karşımıza çıkan şuur-altıdır. Tanpınar’ın bu
türdeki eserleri şunlardır: Huzur (roman, 1949), Yaz Yağmuru
(hikâyeler, 1955), Saatleri Ayarlama Enstitüsü (roman, 1961), Sahnenin
Dışındakiler (roman, tefrika 1950, kitap 1973).
Tanpınar, doğrudan doğruya edebiyatla ilgili bu çalışmalarının
yanında, Türk Edebiyatının Tanzimat’tan sonraki tarihi üzerinde de çalışmış,
bazı küçük monografilerinden (Tevfik Fiktret, 1937; Yahya Kemal, 1962) başka,
Ondokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi adlı ve Batılı Türk Edebiyatının Servet-i
Fûnûn dönemine kadarki bölümünü ihtiva eden bir eseri de yayınlanmıştır.
Ondokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi :
Ondokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi herşeyden evvel Türk
insanında başlıyan bir buhranın ve yeni ufuklar ve değerler etrafında yavaş yavaş
kurulan bir iç düzenin tarihidir.
Ondokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi iki bölümden meydana
gelmektedir. Ancak yazar, eserinin başında garplılaşma hareketini genel bir şekilde
değerlendirmiş, bu safhayı da üç aşamada ele almıştır.
İlk aşamada: Başlangıçtan 1789 ‘a kadar ki dönem
İkinci aşamada: 1989’dan – 1907’ye kadar ki dönem
Üçüncü aşamada: XIX. Asırda garplılaşma hareketi
1826’dan-1839’a kadar ki dönem
Daha sonra yazar, Birinci bölümde XIX. Yüzyılın ilk yarısında
Türk edebiyatı’nı incelemiş.
- Divan şiiri
- Halk şiiri
- XIX. Asrın ilk yarısında nesir gibi konular bu bölümün içinde yer almaktadır.
Yazar ikinci bölümde;
İlk önce Tanzimat senelerini ele alıyor.
1839 ‘dan 1860’ a kadar ki dönemde; Tanzimat
Fermanı, İstanbul’da hayatın değişmesi, Devlet tesisleri ve fikir hayatı, Gazete,
Gazetecilik, Tiyatro ve diğer garp nev’ilerinin görünmesi.
1856-1876 yılları arasındaki dönemde ise; Tanzimat İdeolojileri,
Medeniyet ve Medeniyetçilik Osmanlıcılık, İslâmcılık gibi konular işleniyor.
Daha sonra yeniliğin üç büyük mimarı
- Ahmet Cevdet Paşa
- Münif Paşa
- İbrahim Şinâsi Efendi ele alınmış.
Şinâsi’den sonra Yeni osmanlılar Cemiyeti bölümünde; Abdülaziz
Devri Türkiyesi, Mustafa Fazıl Paşa, Ali Sûavi, Rejim Meselesi ve Hilafet Müessesesi
konuları işlenmiş.
Bundan sonra Nev’ilerin gelişmesine geçilmiş ilkönce 1851-1855
yılları arası incelenmiş. Bu bölümde: Gazete ve Gazete Okuyucuları, Şiir, Tiyatro,
Hikâye ve Roman nev’ilerine değinilmiş daha sonra ise Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet
Mithat Efendi, Recaizâde Mahmut Ekrem Bey, Abdülhak Hamit ve Muallim Naci’nin hayatı
ve eserleri ele alınmış. Bu şekilde eser tamamlanmış.
VASFİ MAHİR KOCATÜRK VE TÜRK
EDEBİYATI TARİHİ
Vasfi Mahir Kocatürk’ ün Hayatı :
1907 yılında Günüşhane’de doğdu. Babası memleketinin
yerlilerinden olup Birinci cihan harbinde ölen Arif Efendi’dir. Çocukluğu
Gümüşhane’de geçmiş daha sonra ailece İstanbul’a gelmişlerdir. İlk tahsilini
İstanbul Koca Mustafa Paşa Numune Mektebinde bitirmiş, 1921 yılında imtihanla
Darüşşafaka’ya girerek orta ve lise tahsilini burada tamamlamıştır. Yüksek
öğrenimini Mülkiye Mektebinde yapmış, 1930 yılında mezuniyetini müteakip Millî
Eğitim Bakanlığı’na intisâb etmiştir.
İlk memuriyet yıllarında Ankara, Edirne, Kastamonu, Malatya ve
Eskişehir Liselerinde Edebiyat öğretmeni ve son iki lise de müdür olarak vazife
görmüştür. 1944 yılında İstanbul’a yerleşerek Haydarpaşa Lisesinde edebiyat
öğretmenliği ve Darüşşafaka Lisesi’nde müdürlük yapmıştır. 1948 yılında
Maarif Müfettişliğine getirilmiş, bir sene sonra Ege Bölgesi Müfettişliği ile
İzmir'e tayin edilmiştir. 1950 yılında Gümüşhane'den milletvekili seçilmiş,
1954’ ten sonra siyasi hayattan ayrılarak Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’ne Edebiyat
öğretmeni olmuştur. Hemen bütün hayatı okuyup yazmakla geçmiş son senelerinde,
hazırlamakta olduğu Türk Edebiyatı Tarihi’ni tamamlama gayesiyle çalışmalarını
hızlandırmış, fakat 1961 yılında keşif bir çalışma yorgunluğu neticesi
Ankara’da kalp krizi ile ölmüştür.
Vasfi Mahir Kocatürk, edebi hayatına şiir yazmakla başlamış ve
ilk şiirleri, 1926 yılından itibaren devrin dergilerinde yayımlanmaya başlamıştır.
Daha sonra, 1928 yılında 7 arkadaşıyla birlikte Yedi Meşale adlı bir kitap
çıkararak ilk şiirlerinden bir kısmını da burada neşretmiştir. Bu devreyi Tunç
Sesleri (1935), Geçmiş Geceler (1936), Bizim Türküler (1937) ve Ergenekon
(1941) adlı şiir kitapları takip etmiştir. Hece vezniyle yazıyor, çoğunlukla epik
ve pastoral mevzuları işliyordu.
Yazarın Türk Edebiyatı tetkiklerine dayanan en mühim eserleri
şunlardır.
- Türk Edebiyatı Tarihi
- Tekke Şiiri Antolojisi
- Saz Şiiri Antolojisi
- Divan Şiiri Antolojisi
- Türk Edebiyatı Antolojisi
- Namık Kemal
- Hikâye Defteri
- Şiir Defteri
Türk Edebiyatı Tarihi :
Eserde, verilen bilginin mümkün olduğu kadar
müspet maddelere dayanmasına itina edilmiş, fakat yanlış fikirleri çürütmek için
uzun tartaşmalara lüzum görülmemiştir.
Edebiyatımızı başlangıçtan bugüne kadar bütün kolları,
çığırları ve akış yollarıyla toptan kavrayıp tertiplemek ve mahsulleri bu
teselsül içinde inceleyerek değerlerini belirtmek kitabın esas gayesi olmuştur.
Eser şu bölümlerden meydana gelmektedir. İlk önce Orta Asya’da
Türk Edebiyatı, Müslümanlıktan Önce (VIII-X. Y.Y.) ve Müslümanlıktan Sonra
(XI-XII. Y.Y) olmak üzere iki bölümde ele alınmış, daha sonra Orta Asya ile Anadolu
arasında Türk Edebiyatı ve Anadolu da Türk Edebiyatı bölümleri işlenmiş.
Bundan sonra XIV. Yüzyıldan başlayarak XIX. Yüzyıla kadar ki
Edebiyat ele alınmış ve her yüzyıldaki saz şairleri, Divan şiiri, Manzum Dini
Destanlar, Tekke Şiiri, Nesir ayrı ayrı incelenmiş. Bunu Tanzimattan sonra Türk
Edebiyatı, Edebiyat-ı Cedide, XX. Yüzyılda Türk Edebiyatı takip etmiş, Yazar son
olarak da Modern Türk Edebiyatını incelemiş.
NİHAD SÂMî BANARLI VE RESİMLİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ
Nihad Sâmî Banarlı‘nın Hayatı :
1907 İstanbul Fatih’te doğdu. Trabzonlu Alemdarzâde ailesinden ve
Osmanlı devri mutasarrıflarından İlyas Sâmî Bey’in oğludur. Nihad Sâmî önce
Somyarkın, daha sonra Banarlı soyadını aldı.
Nihad Sâmî, İstiklâl Lisesi’nden sonra İstanbul
Dârülfünu’nu Edebiyat Fakültesi Edebiyat Bölümü ile birlikte Yüksek Muallim
Mektebi’ni bitirdi (1930). Aynı yıl Edirne Erkek Lisesi’ne edebiyat öğretmeni
olarak tayin edildi. Sonra çeşitli okullarda görev aldı. 1959 ‘dan 1962 ‘ye kadar
İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nde İslâmî Türk Edebiyatı dersini okuttu.
1969 ‘da kendi isteğiyle emekli oldu.
Öğrencilik ve gençlik yıllarında şiirler ve hikâyeler kaleme
alan Nihad Sâmî Banarlı, bu devrede özellikle okul piyeslerinde başarılı oldu.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde seçkin bir talebesi olduğu M. Fuad
Köprülü’nün tesiriyle öğretmenliğinin ilk yıllarından itibaren Edebiyat Tarihi
araştırmalarına yöneldi.
Yazarın Türk Edebiyatıyla ilgili pek çok eseri vardır. Ayrıca, Kızıl
Çağlayan (1933), Bir Yuvanın Şarkısı (1933), Faruk Nafiz Hayatı,
Seçme Şiirleri, Türkçe’nin Sırları, Liseler için ders kitapları ve Yahya
Kemal’ le ilgili eserleri de mevcuttur.
Yazar, yeni ve çok hacimli bir şekil verdiği Resimli Türk
Edebiyatı Tarihi adlı büyük eserinin telif ve baskısını tamamlamaya çalışmakta
iken 13 Ağustos 1974‘te vefat etti. Mezarı Rumeli Hisarı’ndadır.
Resimli Türk Edebiyatı Tarihi :
Bu kitap, Türk Edebiyatı Tarihi’nin, Türk aydınlarınca bilinmesi
gereken mâcerâsını; bütün çağları, vatanları, büyük isimleri ve eserleriyle,
bir bütün hâlinde hikâye etmek ihtiyacıyla yazılmıştır.
Yazara göre Edebiyat Tarihi, edebi eser ve hadiseleri tarihi,
çoğrafi, içtimâî, psikolojik ve estetik hâdiselerin aydınlığında görüp
gösterebildiği ölçüde Edebiyat Tarihidir. Onun için yazar, Türk Edebiyatı’nın
sanat ve kültür devirlerini; sanat ve kültür geleneklerini vücûda getiren tarihi,
içtimâi, fikrî, bedîî ve coğrafî hâdiselerle, bu hâdiselerin doğurduğu sanat ve
edebiyat hareketlerini mümkün olan her kaynağa başvurarak bir arada incelemeye
çalışmıştır.
Resimli Türk Edebiyatı Tarihi’nde yazarının, yıllar yılı
araştırmaları esnâsında görüp bulduklarından doğan, bir çok yeni bilgiler
vardır. Kitap, şimdiye kadar gölgede bırakılmış bazı lüzumlu bilgilere de ışık
tutmuştur. Ayrıca, bu kitaba kadar Edebiyat Tarihlerine alınmaya lüzum görülmemiş,
fakat gerek yeni nesillerin, gerek Türk Edebiyatı’nı iyi tanımayan yabancıların
öğrenmelerinde fayda umulan bilgiler, bu kitaba dikkat ve ihtimamla konulmuştur.
Eser iki cilttir. Birinci ciltte şu konular yer almaktadır.
Destanların doğuşu ve millî destanlar, Türk destanları, Türk
destanlarında millî-bediî unsurlar, Destan devri edebiyatının ilk şairleri ve başka
şiirleri, ilk Türk şiirinde ses unsurları
Uygurlar devrinde yazılı edebiyat, İslâm medeniyeti çağlarında
Türk edebiyatı, İslâm medeniyeti, islâmî ilimler, Tasavvuf cereyanı, islâmî Türk
Edebiyatı’nın klasikleri, İslâmî Türk yazısı, İslâmî Türk Edebiyatı’nda
ses unsurları, Kafiye, nazım şekilleri,
- XIV. Asra kadar Türk Edebiyatı
Türk topluluğunda ve Türk tarihinde zümre edebiyatı, Devrin tarihi
ve medeni hayatına toplu bir bakış, yüksek zümre edebiyatının ilk yazıları ve ilk
eserleri müslüman Türkler arasında ilk milliyetçilik hareketleri ve Türk dili için
çalışmalar, halk edebiyatı, İslâmî Türk destanları, Orta asya asırlarında Türk
tasavvuf edebiyatı ve ilk Türk sofileri, Anadolu’da Türk edebiyatı, Halk edebiyatı,
Anadolu’da tasavvuf edebiyatı, Tasavvufi halk edebiyatı.
Anadolu’da divan edebiyatı,
Türk edebiyatı, Orta asya Türk edebiyatı, Azeri türkçesi
edebiyatı, Anadolu’da Türk edebiyatı, Anadolu’da divan edebiyatı, Halk edebiyatı,
Türk edebiyatı, Ortaasya Türk edebiyatı, Azeri türkçesi
edebiyatı, Osmanlı türkçesi edebiyatı, Divan şairleri, Mesnevi edebiyatı, Dini
edebiyat cereyanı, Nesir, Tekke ve halk edebiyatı.
Türk edebiyatı, Ortaasya türkçesi edebiyatı, Azeri Türkçesi
edebiyatı, osmanlı Türkçesi edebiyatı, Asrın Divan Şairleri, Nesir, Halk
Edebiyatı.
İkinci ciltte ise şu konular yer almaktadır.
Türk edebiyatı, Ortaasya Türk edebiyatı, Osmanlı türkçesi
edebiyatı, Tefekkür edebiyatı, Halk edebiyatı, Tekke edebiyatı
Türk edebiyatı, Ortaasya türkçesi, Azeri ve Türkmen edebiyatı,
Anadolu ve Balkanlar türkçesi edebiyatı, Tezkire
Türk edebiyatı,
- Avrupai Türk edebiyatı, Tanzimat devri, Tanzimat edebiyatı, Tanzimat edebiyatının
umumi vasıfları, Serveti Fûnun devri.
- XX. Asır,
Türk edebiyatı, Millî edebiyat cereyanı, Dil milliyetçiliği,
İlim ve fikir milliyetçiliği, Sanat ve şekil milliyetçiliği.
- Cumhuriyet Devri Türk Edebiyatı
Şiir ve geçirdiği evreler, Nesir, Tiyatro, Makale, Muhasebe, Fıkra
AHMET KABAKLI VE TÜRK EDEBİYATI
Ahmet Kabaklı ‘nın Hayatı :
1924 yılında Harput’da doğdu. İstanbul’a gelen Kabaklı,
yüksek öğrenimini Edebiyat Fakültesi’nde yapmıştır (1948). Diyarbakır
Lisesi’nde (1948-1950) Edebiyat okutarak öğretmenlik hayatına başlayan Kabaklı,
daha sonra Aydın Lisesi’nde (1951-1956) öğretmenlik yapmış, bir yıl (1956-1957)
Paris’te eğitim stajı gördükten sonra Çapa Eğitim Enstitüsü (1957-1969) ve
İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu’nda (1969-1972) öğretmenlik görevini
sürdürmüştür. Kabaklı 1959 ‘da Ankara Hukuk Fakültesi’ne yazılarak bu
fakülteyi de bitirmiştir.
1968 ‘de “Son saat” gazetesinde çıkan “Yunus Emre” yazısı
ve daha sonra “Hareket”, “Bizim Türkiye”, “Hisar” dergilerinde yayınlanan
şiir ve edebiyat araştırmaları ile yazı hayatına giren Kabaklı, 1956 ‘dan bu yana
“Tercüman” gazetesinde fıkra yazarı olarak devam etti.
Başlıca eserleri şunlardır; Picwik’in Maceraları (1962), Türk
Edebiyatı (3 Cilt, 1962-1966), Müslüman Türkiye (1970), Mabed ve
Millet 81970), Mehmed Âkif (1970), Kültür Emperyalizmi (1971), Yunus
Emre (1971), Mevlâna (1972).
Türk Edebiyatı :
Yazar kitabın yazılışı amacını şöyle
açıklıyor: son otuz yıl, Türk toplumunun en çok değiştiği en hareketli bir
devrine rastlar. O nispette bol renkli düşünce ve sanat akımlarıyla, etki ve
tepkilerle, yeniliklerle doludur. Yetişen sanatçılar (genel kanaatin tersine)
birbirlerine çok az benzerler. Üstelik bu otuz beş yıl içinde, en az iki kuşak
değişmiş ve bunlar “nesil kavgası” yapmışlardır. Ama bütün bu sanatçıların
ne demek istedikleri, biçimde, üslûpta, mecazda neler yaptıkları iyi anlatılmamış,
belirtilmemiştir. Yapılan incelemeler varsa dergilerde kalmıştır.
İşte bu kitap “öncekiler” gibi, 1940 tan sonra gelişen
“bugünkü” edebiyatımıza da geniş yer ayırıyor. Yetişen şair ve yazıcıları,
fikir ve sanat akımlarını tanıtıyor. Gençler ve yaşlılar, eski ve yeni edebiyatlar
arasındaki kavşak noktalarını ve ayrılma yerlerini, sebep ve ilkeleriyle bulup
göstermeğe çalışıyor.
Nihayet bu kitap, ne sırf tarihi bilgiler ve lüzumsuz hayat
hikâyeleriyle doldurulmuş, ne de yalnız metin açıklamalarına harcanmıştır. Yazar
ve şairleri, onlardan seçilmiş metinlerle birlikte ele almış ve kişileri anlatmak
için sunduğu görüşleri metinlerle desteklemiştir. Kişilerin “hayat”ları,
kısaca ve ancak eserlerini açıklayan ölçüde verilmiş, (daha önemli olan)
karakterleri, fikirleri, üslûpları üzerinde durulmuştur.
Büyük sanatçılara (tabii olarak) daha geniş yer ayrılmış ve
onlardan, fazla metin seçilmiştir. Bir edibin, kişiliğini ve fikirlerini tanımadan
eserlerinin ve eserleri bilinmeden kendisinin anlaşılamayacağı görüşü, esas
tutulmuştur.
Eser üç cilt halinde düzenlenmiştir. Şu konuları ihtiva
etmektedir.
I. Cilt :
Yeni bir bakış ve anlayış içinde folklor verimlerini, manzum ve
nesir edebiyat tür ve şekillerini bir de üslup ve anlatım konularını içine
almaktadır. Bu bahisler hakkında genel bilgiler verildikten sonra, onları yaratan Türk
ve dünya sanatçıları Edebiyat Tarihi sırasınca ele alınmıştır. Söz gelişi
“destan” türüne bakmak isteyenler, bu türün kural ve özelliklerini, teşekkül ve
amaçlarını vb. gördükten sonra ilk çağlardan günümüze kadar yazılı ve sözlü
Türk ve Dünya destanlarını zaman esprisi içinde tanımak imkânı bulacaklardır.
“Roman, hikâye, deneme...vb.” başka türler, “üslûp” gibi konular,
“Romantizm, Sürrealizm vb.” gibi edebi akımlar da böyle incelenmiştir. Hepsinde
tarih sırası gözetilmiş, Doğu ve Batı örnekleriyle Milî Edebiyat verimleri
karşılaştırılmıştır. Bu ciltteki “Türk Nesrinin Safhaları” bölümü ise,
Orhun Yazıtları’ndan bugüne kadar nesrimizin gelişmesini göstermektedir.
II. Cilt:
Destanlar çağından servetifûnun devrinin sonuna kadar (aşağı
yukarı 1908) Türk edebiyatını içine almaktadır. İslâmlık öncesi edebiyat –
İslâmlık etkisinde: Divan, Halk ve Tekke Edebiyatları – Batı etkisinde : Tanzimat
ve Servetifûnun devirleri bu “eski” edebiyatın bölümlerini teşkil ediyor. Ancak
her bölüm, birbirleriyle ilişkileri ve ayrılıkları gösterilmiş olmakla birlikte
bağımsız kitapçıklar gibi düşünülebilir. Sözgelişi;
Divan Edebiyatı, başlı başına bir “ünite” olarak
alınmıştır. Divan şiirini Doğu kaynakları (Arap ve İran Edebiyatları) biçim ve
muhteva özellikleri: nazım şekli, kafiye anlayışı, dili, mecaz örgütleri,
başlıca temaları, dünya görüşü, mitologya ve ilham kaynakları, ünlü timsal ve
meseleleri vb. tetkik edilmiştir.
Daha sonra, yüzyıllar boyunca yetişen Divan şairleri, kendi
asırları içinde incelenmiş ve bunların en büyükleri geniş ölçülerde
tanıtılmıştır. Bu metot, Halk, Tanzimat, Servetifûnun.... vb. bölümlerde de aynen
uygulanmıştır.
III. Cilt :
1908 yılından 1940 ‘a kadar “Millî Edebiyat” ve 1940-1965
arası “Yeni Edebiyat” dönemlerini içine almaktadır. Her iki dönem bağımsızca
incelenmiştir. Fakat, bu yeni sanatların batı kaynaklarıyla, eski edebiyatlarla ve
birbirleriyle olan benzerlik ve ayrılıkları da gösterilmiştir. Özellikle bu
dönemlerin politik ve sosyal olaylarınca, batıdan gelen ve bizde doğan sanat
akımlarına, fikir hareketlerine ve sanatçıların bu akımlar, değişmeler, fikirler
karşısındaki tutumlarına önem verilmiştir.
1908 ‘den bu yana büyük ün yapmış şair ve yazıcılara ve
onlardan seçilmiş parçalara bu ciltte hayli geniş yer ayrılmıştır. 1950 ‘den
sonra beliren henüz taze şöhretler ise daha kısa olarak söz konusu edilmiştir.
BİBLİYOGRAFYA
-BANARLI,Nihat Sâmî, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi,
Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1971,İki cilt.
-GÜNGÖR, Şeyma, “Nihat Sâmî Banarlı” İslam
Ansiklopedisi,c.5, s.51-52
-KABAKLI, Ahmet, Türk Edebiyatı, Türkiye Yayınevi
1965,Üç cilt.
-KOCATÜRK, Vasfi Mahir,Türk Edebiyatı Tarihi(Başlangıçtan
bugüne kadar Türk edebiyatının tarihi, tahlili ve tenkidi) Edebiyat Yayınevi Ankara
1964.
-KÖPRÜLÜ,M. Fuad, Türk Edebiyatı Tarihi, Ötügen
Neşriyat
2. Basım, 1980.
-LEVEND, Agâh Sırrı, Türk Edebiyatı Tarihi, Türk
Tarih Kurumu Basımevi,3.Baskı, Ankara 1988.
-ÖZÖN, Mustafa Nihat, Son Asır Türk Edebiyatı Tarihi,
Maarif Matbaası, 1. Baskı, İstanbul 1941.
-TANPINAR, A. Hamdi, Ondokuzuncu Asır Türk Edebiyatı
Tarihi, İstanbul Üniversitesi Yayınları,1942.
-TÜRK ANSİKLOPEDİSİ, Milli Eğitim Basımevi,21.cilt Ankara
1974,
26.cilt Ankara 1977, 30. Cilt Ankara 1981.
-ULÇUGÖR,İsmail, Agâh Sırrı Levend, Türk Dil
Kurumu Yayınları, Ankara 1982.
|
|